sevgi ceyda

“I see my path, but I don’t know where it leads. Not knowing where I’m going is what inspires me to travel it.” – Rosalia de Castro

Kokular, yüzler, renkler ve hisler…

“Not all those who wander are lost”  J.R.R. Tolkien

img_4838Nisan 2014 – Eylül 2016…

Yemeğin en tatlı yerinde kalkıyorum sofradan… Başlangıç yemeği, sıcak-soğuk mezeleri, salatası, ana yemeği ve tatlısı ile o kadar lezzetli ve kararında bir yemekti ki.. Ne fazla ne eksik.. 😉 Ankara; tadın damağımda kaldı… Özleyeceğim.. ama biliyorum, ben (artık biz) gene güzel bir sofraya oturacağım (oturacağız)…

Uzun soluklu bir aram oldu blog yazılarıma. Ne gezi yazısı, ne koşu yarışı… Sanmayın ki hayatım bir anda duruldu, koşular, geziler bitti… Aksine! 1 Ocak 2016 (daha doğrusu 31 Aralık 2015) itibariyle daha önce hiç tatmadığım bir tempoda buldum kendimi. Söz, nişan, kına gecesi, düğün, balayı, şehir değişikliği, ev taşıma… Yarı-maraton koşmak, hatta 36K koşmak (Kapadokya’dakinden) daha az yorucu desem inanır mısınız?

“Her işte bir hayır vardır” sözünü severiz bizler. sık sık kullanırız.. 2,5 yıllık kısa, öz, dolu dolu geçen Ankara maceramı anlatan en güzel söz bu sanırım. İngiltere’den yüksek lisanstan döndükten sonra yolumun Ankara’ya düşmesi, önce Koşu Kadını ile tanışmam, sonra Ankara Koşuyor‘un oluşması ve sonrası…Şimdi de İstanbul 🙂

“İzmirli kız, İstanbul’da okumuş, yurtdışında yüksek lisans yapmış. Ne işi var Ankara’da?! Sıkılırsın kesin burada” cümlesini o kadar çok duydum ki geçtiğimiz dönemde… Hayır sıkılmadım. Her andan keyif aldım ve iyi ki yolum düşmüş buraya dedim. Çok özel insanlarla tanıştım, değişik tatlar tattım, daha önce denemediğim şeyler denedim, gezmediğim gitmediğim yerlere gittim…

Unutamadığım tat…

Emre, Gökhan ve 3 bisiklet başrolde… İncek tarafında bisiklete çıktığımız ve köyleri dolaştığımız Ağustos ayında bir gün. Sıcağın ve yorgunluğun yavaş yavaş bastırdığı o an karşımıza çıkan bir dut ağacı. Ve o an, taze, dalından yenilen dutlar…

img_7240

Unutamadığım koku…

Ankara Koşuyor ekibi’nden Serkan ve Emre… Çamurlu ayakkabılar, sırt çantaları, o tatlı inişler, çıkışlar … Ah o ODTÜ Yalıncak parkuru. Tatlı & ekşi sos gibi adeta.. Hafta içi bir akşam yaptığımız koşu esnasında burnuma gelen o hafif nemli toprağın kokusu…

img_5084

Unutamadığım surat(lar)…

Suratlar… Ankara Koşuyor ekibinin yüzleri.. ah özellikle de koşu sonrası yapılan kahvaltı esnasında o ilk çayların yudumlandığı ve simitlerin ısırıldığı an… (resim temsilidir. Ekibin büyük çoğunluğu eksik maalesef).

img_9830

Unutamadığım renk…

 Dikmen Vadisi’nde dört mevsim ve hepsinin ayrı ayrı hafızama kazınan renkleri. Ama özellikle Japon Kirazı (sakura) ağaçlarının bulunduğu yol ve sunduğu manzara. Nisan sonu – Mayıs başı bu yolda, pembe çiçek koridorunun içinden koşmak… enfes…

Çok yakında, yeni yazılarda görüşmek üzere.. 🙂

Advertisements

2 comments on “Kokular, yüzler, renkler ve hisler…

  1. ezgisairoglu
    October 31, 2016

    Blog’unuza Sri Lanka seyahatinizi ve Tiramisu, karnıbaharlı kurabiye tariflerinizi de eklerseniz seviniriz. İstanbul’daki yaşamınızda başarılar diliyor, yeni bir “sofraya” oturuşunuzu kutluyoruz. Ne çorbası içiyoruz?

    • Sevgi Ceyda
      November 2, 2016

      Kardeşim, “gelinin kız kardeşi” tacını devrederken seni soğan çorbası içmeye soframıza davet etmek isterim. Gelirken filini unutma. SriLanka’dan getirdiğimiz diğer fil ile iyi arkadaş olurlar 😉

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on October 31, 2016 by in Ankara, Europe, Turkey.
%d bloggers like this: